15/12/2008 ·
--iki yolcu--
bu kalabalık senin düğününe
benim cenazeme geliyor
bu davullar senin düğününe
benim cenazeme çalıyor
senin üzerine çiçek
benim üzerime toprak atacaklar
senin kınalı ellerinden
benim tabutumdan tutacaklar
seni türkülerle
beni ağıtlarla
uğurlayacaklar bizi iki yolcu gibi
ikimizinde elbisesi beyaz olacak
seni nüfusa evli,beni ölü yazacaklar
Yorum (yok) Yorum yaz!
4/12/2008 ·

ayni sokakta oturuyorduk
hergün bir kizla geliyordu eve
adi ESRARENGIZDI
herkes onun hakkinda
farkli seyler söylerdi.
fakat kimse gercegi bilmezdi
kirli sakallari vardi.
yesil gözlü esmerdi
mahallenin kizlari hayrandi ona
bense nefret ederdim.
hickimseyle konusmaz
sadece gelir gecerdi
birgün onunla yolda karsilastik.
cok güzel bir yüzü vardi
bana gülümsedi.
sasirdim.
ama yinede onu sevmiyordum.
fakat o cok farkliydi
gece boyunca lambasi yanardi
uyumak yerine onun evini seyrediyordum,
onu sevmedigim halde her seyiyle ilgileniyordum
yavas yavas onu gözlemeye basladim
o an anladimki
kendimi kandirmisim
ona karsi hissettigim sey sevgiymis.
artik o eve gelmeden uyuyamiyorum.
yanina gelen kizlari kiskanirdim
herkes onun kötü oldugunu söyleyince
hep onu savundum
onunla karsilasmak icin kapida dururdum
onu yine yolda gördüm.
bana göz kirpti
yanimdan gecerken onu cagirdim
acelem var KÜCÜGÜM dedi
bana aramizdaki yas farkini hatirlatmisti
eve gidip aglamistim
kara verdim ona askimi ilan edecektim.
yolunu gözledim.
bir gün onu gelirken gördüm
pesine düstüm o eve girdi
biraz bekleyip kapiyi caldim
acti ne var KÜCÜGÜM dedi
SENI SEVIYORUM dedim
gülümsedi
EVET dedi
ne evet dedim konusmadi
kosarak disari ciktim
bir ay boyunca evden cikmadim
bir gün kizlarla konusurken
ambulans geldi onun evine girdi
sedye ile onu disari cikardilar
önümüzden gecerken
bende seni KÜCÜGÜM dedi ve gözlerini yumdu.
kipkirmizi oldum herkes bana bakiyordu
aglayarak kosmaya basladim.
aksama kadar sokakta gezdim
gözyaslarim durmadan akiyordu...
sonra eve geldim
annemler ondan bahsediyorlardi
sevdigi bir kiz varmis
ailesi evlenmesine izin vermeyince
kiz evden kacmis
sokak serserileri onu öldürmüs
eve getirdigi kizlar evi olmayan kizlarmis
kimi sevdiyse ölmüs
cok sevip avi cekmis
intihar edip hastaneyi aramis
polisler evin duvarinda KÜCÜGÜM yazisini bulmus
KÜCÜGÜM sende ölme yaziyormus
bende seni sevdim
sevdiklerim gibi sende ölme diye ben öldüm
KÜCÜGÜM.........
Yorum (yok) Yorum yaz!
4/12/2008 ·
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN
Yorum (1) Yorum yaz!
4/12/2008 ·
Bir umutla cıkarsın yola önüne engeller çıkar… Şarkılar dinlersin, şiirler yazarsın ama nafile hiç biri başlayamamış bir sevginin avuntusu olamaz... Sonra düşünürsün neden olmadı neden? Hep ben mi dersin oysaki etrafına baktıgında senin gibi bir çok insan vardır. Bitti artık buraya kadar artık dersin onu görmek bile istemiyorum dersin ama bu da kendine söz verdigin bi yalandır... Ne zaman ki bir odada yalnız kalsan hemen aklına o gelir ve oturur düşünürsün acaba olsaydı nasıl olcaktı?
Gece olunca rüyanda onu görürsün sabah onunla uyanırsın ve bir kere daha hayata lanet edersin senin olmadıgı için! Ama ne zaman ki onu görsen ya da geldigini fark etsen elin ayagına dolaşır çünkü sevmişsindir bi kere, ne kadar da olmasa da baslamasa da onu görünce kalp atışlarının hızlanmasına ne sen engel olabilirsin ne de baska biri...
O hep vardır senin hayatında? Teselli etmeye çaılırsın kendini, iyiki de olmadı türünden laflar edersin ama bunlarda içini acıtmaktan başka bi işe yaramaz...
İşte böyledir karşılıksız sevmek... Gecen gündüzünle birleşir, uyumak sana uzak bir kavram olur. Sen atmışsındır ilk adımı ama o elini uzatmamıştır sana... Eger ki hala seviyorsan beklemekten baska çaren yoktur...
Yorum (yok) Yorum yaz!
4/12/2008 ·

eski sevgilim;
nerelerdesin, ne yaparsın, bu gece mutlu musun, karnın doydu mu, yoksa , yoksa zengin mi oldun?
çocukların var mı, kirada mısın, inanmam kim derse desin “ev sahibi oldu” diye...
bir bahçen var mı, ya da en azından o özlediğin çiçeklerin açtığı bir küçük, küçücük balkonun...
hala bezelyeden nefret ediyor musun ve zevkten geberiyor musun bir kızarmış mantar soslu biftek için?
eski sevgilim, hala akşamüstlerini seviyor musun, ışıkları yakmadan karanlıkta bakıyor musun ufuklara, elinde bir kalem çiziktiriyor musun kağıda adını sanını bilmediğin kadınların gizemli suratlarını?
yoksa o nefret ettiğin işyerlerinden birinde mi çalışıyorsun, tuvalette patronuna gizli küfürler savurarak, sinirlenince hala burnunu çekip duruyor musun?
eski sevgilim,ah benim eski, çok eski sevgilim...
sabahları telefonda , “uykum kaçtı, dün gece hiç uyuyamadım” diye yalan söylüyor musun çatallı sesinle arkadaşlarına, tüm tv programlarını gün ışıyana dek seyrettikten sonra? tembelim benim, bir zamanlar benim olan tembelim.
hala, okumadığın kitapları okumuş, görmediğin filmleri görmüş gibi yapıp, dergi özetlerinden dahiyane düşünceler üretiyor musun, çapkın gülüşlerinle...
çapkın gülüşlerin dedim de, temizlikçi kadınlardan komşu teyzelere , köşe başı bakkallarından banka müdirelerine cömertçe sunduğun o mutluluk dolu , çapkın gülüşlerin; seni unutulmaz kılan o ışıltılı bembeyaz dişlerin ve içinde binlerce havai fişeğinin dolaştığı gözlerin onlardan ne haber?
“iki üçünü çektirdim, gözlerim de artık yakından göremiyor, gözlük aldım, bir buçuk” deme, inanmam, daha doğrusu kıyamam sana, ve hayallerime, yapma tatlım...
benim eski, eski, çok eski sevgilim ...
sana neler söylesem...
gün batımını seyrettiğimiz sokak ağızlarındaki kayıkhaneler yıkıldı gitti, birlikte ders çalışır gibi yapıp bakıştığımız, masa altlarında el ele tutuştuğumuz çayhaneler de...
hep yürüdüğümüz o yol var ya, şimdi kentin en işlek yollarından biri oldu, 13 numaralı otobüs bile yok galiba...
doğrusunu istersen ben de uzun zamandır otobüse binmedim, otobüsler de o otobüsler değil, hepsi reklamlarla donandı, bizim hiç bilmediğimiz...güya biz hızlı yaşardık değil mi, seninle bir kez bile hamburger yemedik oysa, ne de bir başkasını su yeni moda hızlı tıkınmalardan...
olsun...
ben seninle buluşmaya gelirken çok hızlıydım, sen de öyle... en çok ben mi seni bekledim, yoksa sen mi beni? bana hep sanki ben okka altına gitmişim gibi geliyor, sanırım bunu annemden ve anneannemden ve belki de büyük anneannemden öğrendim. fark etmez, kim kimi daha çok beklemiş, sence?
onu bunu bırak, çatlıyorum meraktan, gerçekten, ne yapıyorsun, benim gibi düşünüyor musun?
aklından geçiyor muyum, arada bir de olsa, dünyada en çok bunu merak ediyorum...
yok huzursuz olma, mutsuz değilim, ama yalnızca bilmek istedim, seni ve neler yaptığını...
eski, çok eski sevgilim , beni hatırla, uzaktan da olsa bir merhaba yolla. ..
bir ağacın gövdesine dokun, bir boşalmış bardağı sıkıca tut, bir filmde durduk yere gözlerin yaşarsın, hani olur ya bir de şiir duyarsan aşk için yazılmış...
beni hatırla...
sana kapı arasından bir küçük merhaba, fısıltıyla...
nasılsın?
Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
